Hakkımda

Tuğçe Göktaş, Prana On Art kurucusu ve kişisel marka danışmanı

Ben Tuğçe Göktaş.

Prana On Art’ın kurucusu, kişisel marka danışmanıyım.

Hikâyem rakamlarla başladı. 2003’te ODTÜ İşletme’den mezun olduktan sonra 10 yılı aşkın bir süre bütçe, raporlama ve satın alma departmanlarında çalıştım. Bugün hâlâ tepe tepe kullandığım bir refleksi orada kazandım: sezgilerimi sayısal verilere dökmek. Ama kurumsal dünyanın dili, anlasam da benim özgün sesim değildi. 2015’te kendi dilimi aramaya karar verdim.

İlk girişimim bana zeminin önemini öğretti. Beden olumlama kavramından ilham alan, sosyal medya odaklı bir paylaşım ağı kurdum. Hedef kitle analizini, web sitesi sürecini ve içerik üretimini sahada öğrendim. Gözden kaçırdığım minik bir ayrıntı vardı: Beden olumlama, Türkiye’de henüz sahiplenilmiş bir kavram değildi. Buradan aldığım ders hâlâ işimin temelinde: Fikirlerinin konacağı kavramsal bir zemin yoksa, en iyi fikir bile kaybolabilir.

Nefes ve meditasyon bana içerisiyle dışarısının ayrı olmadığını gösterdi. Bu alanda uzmanlık eğitimi alıp atölyeler düzenledim. Topluluğa ulaşmanın en sağlam yolunun doğru marka yönetiminden geçtiğini de bu süreçte fark ettim.

Prana On Art ilk olarak meditasyon minderleriyle doğdu. Pandemide, hep ertelediğim sanatsal projeye alan açtım: kişiye özel desenler boyayıp elimle diktiğim minderler. Ürün hikâyesi, konumlandırma ve müşteriyle bağ kurma üzerine en çok burada çalıştım; kişisel marka olmaya çalışmadan, organik bir kişisel marka yarattım. Bu arada analitik yanımı bir süre rafa kaldırmıştım.

Sanat dünyasına içeriden bakma fırsatım da oldu. 2022’de İzmir’de bir sanat galerisinde sanat koordinatörü olarak çalıştım. Bir sanatçının kimliğinin nasıl markaya dönüştüğünü ve eserin alıcısıyla nasıl buluştuğunu yakından gördüm. Ardından bir proje ekibinde yer alarak girişimin marka kimliğini tasarladım, içerik stratejisi ve kampanyalarını yürüttüm. Böylece hedef kitlesinin markalarını da detaylıca gözlemleme fırsatım oldu.

Sonunda iki yanım barıştı. Sezgilerin ve analitik yaklaşımın aynı anda var olabileceğine ikna oldum. Verilerle beslenen yol arkadaşlığının daha samimi ve güçlü olduğunu deneyimledim.

Prana On Art bugün bu yolculuğun toplamı olarak geri dönüyor. Adını geride bırakamadım, çünkü bana tüm yolculuğumu hatırlatan en değerli yadigârım. Şimdi benzer yollardan geçmiş insanlarla markalarını konuşuyor, sosyal medya hesaplarını birlikte inceleyip neyin işlemediğini, neyin gelişebileceğini ve nasıl yapılabileceğini onlarla paylaşıyorum.